Serap Oruç

Ağzındaki Baklayı Çıkarmak

Serap Oruç

Geçenlerde "ağzındaki baklayı çıkarmak" deyiminin hikayesine rastladım. Hikaye şöyleydi:

Zamanın birinde çok küfürbaz bir adam varmış, iki kelimesinden biri kötü sözmüş. Sevindiğinde de, üzüldüğünde de sürekli küfür edermiş. Hâl böyle olunca, lakabı “Küfürbaz” olmuş. Bu lakap, onu rahatsız etmeye başlamış ve bu kötü huyundan kesin olarak kurtulma kararı vermiş. 

Civarda değerli bir şeyhin olduğunu duymuş. Ona gidip derviş olmak istediğini ve küfürbazlıktan kurtulmak istediğini söylemiş. Şeyh efendi çok memnun olmuş ve ona bir avuç kuru bakla vermiş. Ardından “Bak evlat, bu baklaların bir tanesi sürekli ağzında olsun. Sinirlendiğinde, küfür edeceğin zaman bu bakla diline takılır ve verdiğin sözü hatırlarsın. Islanıp eridiği zaman, cebindekilerden başka bir taneyi ağzına alırsın.” demiş.

Küfürbaz adam şeyhin dediklerini kabul etmiş ve o günden sonra sürekli olarak ağzında baklayla gezmiş. Gerçekten de tam küfür edeceği zaman bakla diline değiyor, verdiği sözü hatırlayınca da vazgeçiyormuş.

Bizim tövbekar küfürbazımız, şeyh efendinin yanından ayrılmaz olmuş. Yağmurun şiddetini artırdığı bir günde, tövbekar küfürbaz ve şeyh efendi ara sokaklardan hızla geçiyorlarmış. Aniden bir evin kapısı açılmış ve adamın biri:

“Şeyh efendi, biraz durur musunuz?” diye seslenmiş.

Şeyh şaşırmış ve meraklanmış. Dursa yağmurdan sırılsıklam olacak; durmasa şeyhliğine yakışmayacak. Beş dakika boyunca derviş ve şeyh efendi yağmurun altında sırılsıklam ıslanmış. Ardından adam gelmiş ve tekrar: “İki dakika daha bekleyin ne olur!” demiş. Bizimkiler çaresiz beklemeye devam etmişler. Nihayet adam gelmiş ve “Teşekkür ederim, gidebilirsiniz” demiş.

Şeyh öfkelenmiş ama belli etmemiş; sormadan da edememiş: “Neden beklettin bizi efendi?” Adam pişkin pişkin cevap vermiş: “Önemli bir şey değildi. Tavukları kuluçkaya yatırıyorduk. Tavukları kuluçkaya yatırırken bir şeyhin sarığına bakılırsa, civcivler horoz oluyormuş; o yüzden sizi beklettim.”

Koca şeyh, elbette kötü bir şey söyleyemezmiş. Yanındaki tövbekar küfürbazın da sinirlendiğini görünce, dayanamamış ve küfürbaza: “Daha ne duruyorsun? Gün bu gündür, çıkar ağzındaki baklayı, çünkü bu adam küfrü hak etti” demiş.
Bu bir hikaye neticede, kimine göre kurmaca, kimine göre aslı var elbette. Bu hikayeden okuyucu ne çıkardı bu esas mesele. Zira hikaye tek başınadır; her bir okur onu kendi analiziyle çoğaltır. Bugün kerameti şeyhin sarığında zanneden, yarın eline fırsat geçince üstünlüğü kendinde görecek kibir sahibi olan adamdır. İşte bu nedenle şeyhin sarığından keramet bekleyen adam olmak değil, şeyhe o sarığı vereni görebilen adam olmak mühim mesele. Civcivlerin analizine gelince de adam kalıbına uymayan insan, eril olmuş, dişil olmuş, kime ne? Saygılar. 
 

Yazarın Diğer Yazıları