
Şu Bizim Sosyal Medya Meselesi
Burhan Karagöz
Gece geç vakit olmuş, ‘dıt dıt’; uyumaya çalışıyorum ‘dıt dıt’; gece kalkıyorum ‘dıt dıt’; namaza duruyorum ‘dıt dıt’; okuldayım, toplantıdayım, yemekteyim hep ‘dıt dıt da dıt dıt, dıt dıt da dıt dıt….’
Wi-Fi’yi, mobil veriyi, olmadı interneti kapatacağım kapatmasını da, bu sefer de yurt dışında çocuklarım, hısımım akrabam var. Onlarla her daim görüşüyoruz, bunun için kapatmak da istemiyorum.
30’ar 40’ar kişilikten tutun da 300-400 kişilik sosyal medya gruplarımız var. İster istemez grup kuruluş amacımızla alakalı soru ve cevaplarımız, dilek ve temennilerimiz oluyor. Oluyor da, telefon mu açıyoruz birbirimize sanki, asla: ‘Soru şu: Dıt dıt, cevaplar da şunlar: Dıt dıt, dıt dıt, dıt ddddd…’
Dakikada bir, saatte üç dört, günde belki de yüzün üzerinde dıt dıt gelmiş telefona. Dıt dıt: Doğum günü tebriği, dıt dıt: Taziye, dıt dıt: Mitinge çağrı, dıt dıt düğün-nişan daveti, dıt dıt Cuma, bayram, kandil mesajları…
Bazı camilerde var, hoşuma gitti doğrusu: “Hak ile beraber olmak için halk ile irtibatı kesiniz!” Güzel bir mesaj. Gene tek tük de olsa telefonunu kapatmayı veya sessize almayı unutanlar yüzü suyu hürmetine; Kemaneci Murat’la başlayıp Karayılan’ın davul zurna ekibiyle namazı bitirdiğimiz olmuyor değil.
Birkaç yıl önceydi. Rahmetli babamla Küre’ye geliyoruz. Aracımız karşıdaki ‘Dur İşareti’nin ordan ilçeye döndü. Baktık ki şehir mezarlığı yoğun. Allah (CC) rahmet etsin dedik. Mezarlığın yanında ister istemez duraksadık, baktık ki çoğu bizim akrabalardan. Sorduk birine:
“Gucca’dan (Kuşça)Yaşar ölmüş!” dedi.
“Ulaaaaaaa, dedi babam; daha dün akşam kahvede çay içtiydik kendisiyle!!!” Şaştı kaldı. Ne ise, çarşıya vardık ki bir de ne görelim; Karabük’ten bizim yeğen, Tuncay; eşi, rahmetli Yaşar abinin yeğeni olur, karşımızda. Kaynadı kendisine babam:
“Emmisinin neden böyüdünüz böyle? Adam bir haber vermez mi? Hiç olmazsa cenaze namazını kılardık.” Ben de destekledim babamı. Çünkü ben de gelirdim ve 2 cemaat daha fazla olurdu. Dua eden kişi iki kişi daha fazla olmuş olurdu. “Kimisinin duası….” Dememiş mi atalarımız!!!
“Estağfirullah, ne büyümesi amca? Haber verdim. Burhan abi, Facebook’tan mesaj attım. Ekliyim ben sende. Görmüş olman lazım.”
Telefonum açıktı. Şarjı tamdı. Mobil veri de zaten neredeyse 7/24 görevde…
Anında inceledim. Doğruydu. Sabah 07:20’de haber vermiş, acıyı paylaşmıştı. Ancak bir telefon etmediği için, ilgili mesaj, belki de hayatımızdaki on binlerce ‘dıt dıt’tan biri haline düşmüş, sıradanlaşmıştı.
Gene, yıllar önce bir arkadaş sosyal medyadan düğün davetiyesi paylaşmış da, en yakın arkadaşlarından biri de muziplik olsun diye çeyrek altının fotoğrafını atmıştı kendisine hediye olarak.
Peki görücü usulünün ve tanışıp, konuşarak evlenmenin dışında gene sosyal medya üzerinden tanışıp da evlenenlere, baş göz olanlara ne demeli!!! Allah (CC) mesut ve bahtiyar etsin.
Türk, İslam ve Batı âlemi elimizin altında artında ya, istediğin bilgiye dağda, taşta, kırda, bayırda istediğin her an ulaşabiliyorsun. Ama hangi bilgi sana lazım, sana ulaşan her bilgiye ihtiyacın var mı, bunun teyidini yapmak lazım.
Bu sabahtı. Daha yeni yani. Ağzımı yıkadım (Oruca niyetlendim), cüzümü aldım, mukabele dinlemek ve takip etmek üzere ezan başlamadan önce yola çıkmalıyım ki, ezan bitesiye camiye varabileyim diye kapıya yöneldim ki eşim;
“Baksana, dedi; İmam Şârânî Hazretleri’ne göre, Ramazan-ı Şerif eğer Cumartesi girmişse, Kadir Gecesi de 23. Geceymiş.”
Kendime attırdım bu bilgiyi. Kaynağı nedir, güvenilir bir kaynak mıdır bayağı bir araştırmanın ardından işte bu metin zuhur etti saygıdeğer dostlarım…
Madem değil sadece altından; rodyum, paladyum, iridyum, renyum, platin, osmiyum, rutenyum ve gümüş gibi yer yüzünün en değerli madenlerinden dahi değerli bu bilgi geldi bana, tüm okurlarımla paylaşayım ki bir gecede, daha da doğrusu yaklaşık 10 saatte 84 yılı kazansınlar. Yani bir geceye 10 saati yerleştirirsek, yılda 3650 saat, 84 yılda ise 306.600 saatin ibadetle geçirildiğini bir düşünelim!!! Allah’tan daha ne istiyoruz ki!!! Sizler, yani okurlar kazansın ki bana da yağsın, biz de nasiplenelim. Yani ‘Kazan kazan!!!’ Yani ‘Win win…’ İşte bunun diğer adına sadaka-i cariye diyorlar.
Bu sosyal medya paylaşımı şöyleydi:
“İmam Şarani (Allah sırlarını âli etsin) tarafından yapılan Kadir Gecesi hesaplamasında Ramazan ayının başladığı gün baz alınır. Buna göre Kadir Gecesi hesaplaması yapılarak bu kıymetli gece şu şekilde tespit edilir:
Ramazan ayı pazar günü girerse Kadir Gecesi 29'uncu gecedir.
Ramazan ayı pazartesi günü girerse Kadir Gecesi 21'inci gecedir.
Ramazan ayı salı günü girerse Kadir Gecesi 27'nci gecedir.
Ramazan ayı çarşamba günü girerse Kadir Gecesi 19'uncu gecedir.
Ramazan ayı perşembe günü girerse Kadir Gecesi 25'inci gecedir.
Ramazan ayı cuma günü girerse Kadir Gecesi 17’nci gecedir.
Ramazan ayı cumartesi günü girerse Kadir Gecesi 23'üncü gecedir.”
Saygıdeğer dostlarım; tabii ki sizin de ekranlarınızda belki de on binlerce ‘can simidi’ tarzında sosyal medya paylaşımı mevcuttur. İşte bu da bir nevi karada, havada ve denizde kullanılabilen bir ‘can simidi’:
"Kalp ehli tarafından gözetilmek isterseniz, inkâr ehlinin sözlerine kulak asmayınız. Allah (CC)'ın bir kulundan yüz çevirdiğinin alametlerinden biri de, o kulun velilerin haysiyet ve şereflerine dil uzatmasıdır. Bu söz büyüklerin kelamıdır. Kim velilerin aleyhinde konuşulan sözlere kulak verirse, o da onlardan sayılır." Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (kuddise sırruhu)
Ve ramazan günleri için ‘KARAKUTU’ önemine sahip uyanık fikirler listesi:
1. Her gece 10 lira tasaddukta bulun, sadakanın biri kadir gecesine denk gelirse 84 yıl her gün sadaka vermiş kadar sevabın olur.
2. Her gece 2 rekat Teheccüd kıl, namazının biri Kadir Gecesi’ne denk gelirse 84 yıl her gün Teheccüd kılmış kadar sevabın olur.
3. Her gece 3 İhlas oku, kıraatının biri Kadir Gecesi’ne denk gelirse 84 yıl her gün hatmetmiş kadar sevabın olur.
4. Her gece 100 salavat-ı şerife okusak, biri Kadir Gecesi’ne denk gelirse 84 yıl her gün salavat-ı şerife okumuş kadar sevabın olur.
5. Her gece 100 Estağfirullah okusak biri Kadir Gecesi’ne denk gelirse 84 yıl her gün tevbe etmiş kadar sevabın olur.
Ve cancağızlarım; tüm bu can simitleri ve karakutular da aslında birer ‘dıt dıt’la kapımızı çaldı.
Bilgi, önemlidir. Bilgiye ulaşmak daha da önemlidir. Ancak en önemlisi de ulaştığın bilginin nasıl, nerede, ne zaman ve niçin kullanılacağını bilebilmektir vesselam…