Berkan Güngör

Mübâhase / Türkiye'de Girişimciliğin Önündeki Engeller - 1 - (Sosyo-Kültürel)

Berkan Güngör

Muhtemelen bu yazıyı okuyan herkes hayatlarında en az bir kere de olsa ya ailesinden ya da yakın çevresinden şu sözü duymuştur: “Aman oğlum/kızım devlete kapağı at”. Çünkü bizim kültürümüzde ideal çalışma hayatının en temel noktası garantilik. Bu da insanların sürekli bir kamu güvencesi ya da kurumsal bir şirket güvencesi altında çalışma isteklerini dürtükleyen bir etken. Bu nedenle girişimciliğin doğasında olan belirsizlik ve risk gibi faktörler insanların bu olguya mesafeli durmalarında en temel hususlardan birisi.
Üniversitelere girmenin oldukça kolay olduğu günümüz Türkiye’sinde üniversite ve üniversite mezunlarının astronomik sayıları göz önüne alındığında bu kadar büyük bir yığılmaya ne yazık ki ne devlet ne de özel sektör bir iş garantisi veremez, bu da gayet doğal bir durumdur. Örneğin benim de mezunu olduğum iktisadi idari bilimler fakültelerini ele alalım. Türkiye’nin hemen hemen her üniversitesinde olan bu bölüm yetmiyormuş gibi bir de açık öğretim yolu ile binlerce öğrenciye sahip oluyor. Milyonlarca mezunun yığılmış olması yetmiyor gibi her sene adeta bir üretim hattı gibi minimum beş yüz bin mezun vererek bu yığılmanın giderek artmasına yol açılıyor. İşletme, İktisat, Maliye, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümlerinden oluşan iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin mezunları için yıllık kaç istihdam imkânı doğuyor dersiniz?
Belki de Bundan 50 Yıl Sonra Bir Tesisat Ustası Bulamayacağız.
Ancak her aile çocuğunu masa başı bir işte görmek istiyor, aynı şekilde her genç de kendi geleceğini masa başı bir işte görmek istiyor. Ancak bugün girişimcilik noktasında çektiğimiz sıkıntı ara eleman noktasında da mevcut. Yani teknik donanıma sahip genç nüfusumuz hızla azalıyor. Belki de bundan 50 yıl sonra bir tesisat ustası bulamayacağız. Çevrenizi bir düşünsenize, yetişen bir tesisat ustası tanıyor musunuz? 
Aslında şu an girişimcilik açısından baktığımızda da pazarda büyük boşluklar var ve çok daha büyük boşluklar oluşuyor. Ara eleman dediğimiz kişiler, aslında imalat ya da hizmet sektörünün herhangi bir kolunda uzmanlaşabilen kişiler. Ve bu kişiler aslında girişimci potansiyeli en yüksek kişiler. Esnaf ve sanatkârlar arasındaki hiyerarşik döngüyü düşünün: yamak, çırak, kalfa ve usta. Nitekim ustalık mertebesine ulaşan kişiler ise bir noktada geleneksel manada da olsa kendi iş yerlerini açarak kariyerlerini devam ettirirler. Ancak bugün şöyle bir çevremize baktığımıza mevcutları hızla azalmakta olan ustalar kadar yetişen çırak ya da kalfa görebiliyor muyuz?
Gençler Belirli Kalıplara Sıkıştırılıyor
Sözün özü bugün genç bir birey girişimci olmak istese bile ailesinden ve sosyal çevresinden hem maddi hem de manevi anlamda bir destek göremiyor. Bilhassa gençler aileleri tarafından “garanti” bir gelecek için garantisi olan bir işe girmeye zorlanıyor. Bu durum da belki de milyonlarca parlak zekanın, girişimci ruhun ve inovatif yeteneğin henüz doğmadan boğulmasına sebep oluyor.
Aileler Çocuklarını Tanımalı ve Desteklemeli
Bu bağlamda özellikle girişimciliğin öneminin fark edildiği son zamanlarda üniversitelerde gençlere girişimcilik hakkında bilinç ve farkındalık oluşturulması açısından birtakım çalışmalar yapıldı ve yapılıyor. Elbette bu sadece üniversitelerin yalnız başına başarabileceği bir husus değil. Bu noktada özellikle ailelere çok büyük görev düşüyor: çocuklarını tanımak ve onları ilgisinin ve yeteneğinin olduğu alanlar doğrultusunda teşvik etmek. Böylece toplumumuzda girişimciliğin önünde bulunan sosyo-kültürel engellerin kaldırılmasına el birliğiyle destek olabiliriz.
 

Yorumlar 1
O bilir dadaydan 06 Nisan 2023 12:59

Hocam kalemine sağlık, severek okuyor ve takip ediyorum

Yazarın Diğer Yazıları