Dişler Sağlıklı Değilse, Beslenme Bozuluyor!
Çocukluk döneminde diş sağlığının, genel sağlık ve gelişim üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu belirten, Diş Hekimi Gökhan Tekin, süt dişlerinin konuşmadan yüz şekline, beslenmeden psikolojiye kadar birçok alanda kritik rol oynadığını dile getirdi.
Çocukluk döneminde diş sağlığının, genel sağlık ve gelişim üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu belirten, Diş Hekimi Gökhan Tekin, süt dişlerinin konuşmadan yüz şekline, beslenmeden psikolojiye kadar birçok alanda kritik rol oynadığını vurguladı. Öte yandan Tekin, erken yaşta diş bakımının önemine dikkat çekti.
Diş Hekimi Gökhan Tekin, süt dişlerinin konuşmadan beslenmeye, hatta çocuğun psikolojisine kadar birçok alanda kritik rol oynadığını vurgulayarak; “Süt dişleri sadece kalıcı dişlerin çıkması için yer tutmaz; aslında yüz şekli, konuşma gelişimi, doğru nefes alma ve hatta çocuğun psikolojisi üzerinde bile etkili. Dişler sağlıklı değilse, beslenme bozuluyor, büyüme ve gelişim sekteye uğruyor. Hatta genel sağlık açısından bile büyük bir önem taşıyor; çünkü ağız, vücudun giriş kapısı. Bu yüzden çocuklukta edinilen doğru alışkanlıklar, ilerleyen yıllarda büyük fark yaratıyor. Erken süt dişi kayıpları yüzünden genelde daimi dişlerin çapraşık çıkmasına, bazen gömülü kalması gibi kötü sonuçlar oluşturur. Bunların yanında konuşma ve yutkunma bozuklukları da oluşturabilir. Süt dişleri durduk yerde kaybedilmeyeceğine göre bunun bir süreç olduğunu belirtmek gerekiyor. Dişin kaybı oluşana kadar çoğu zaman çürük, şiddetli ağrı ve enfeksiyon oluşuyor. Bu süreçten sonra diş kaybediliyor. Tüm bu süreç sırasında genel büyüme gelişimi, kalp ve eklem sağlığı, çocukların psikolojisi dahi etkilenebiliyor. Estetik açıdan sorunlu yüz şekli, dudak görünümü, boy kısalığı, düşük ya da yüksek kilo, konuşma sorunları oluşturabiliyor. Tek bir diş kaybı dahi bir domino etkisi yaparak ileri yaşlardaki diş sorunlarını oluşturuyor. Bunu yetişkin hastaları tedavi ederken sık sık görüyorum. Hastalarımı muayene ederken gördüğüm sorunların birçoğunun çocukluk zamanı kaybettikleri dişler yüzünden olduğunu görüyorum. Çözümleri de oldukça zor oluyor” dedi.
‘Süt Dişi Çürükleri İlk Hemen 1-2 Ay Sonra Başlayabiliyor’
Dr. Gökhan Tekin, süt dişlerinde çürüklerin ilk dişin çıkmasından kısa bir süre sonra oluşabileceğini belirterek; “Yaşını bile doldurmadan başlayabiliyor. Süt dişi çürükleri ilk diş ağızda göründükten hemen 1-2 ay sonra başlayabiliyor. Bu yüzden kendi hastalarımın ve arkadaşlarımın çocuklarını bebeklikten itibaren en az yılda bir defa muayene etmeye çalışıyorum. Çocuklarda en çok karşılaştığımız sorun diş çürükleri ancak anatomik veya kalıtsal bozukluklar, yanlış yutkunma, yanlış nefes alma alışkanlıkları sonraki en çok gördüğüm sorunlar. 4-6-9-11 yaş kontrolleri özellikle çok önemli. Ebeveynler açısından burada en sık gördüğüm hata ise şu: Çoğu kişi daimi dişlerin yalnızca süt dişleri düştüğünde çıktığını düşünüyor. Oysa ilk dört büyük azı dişi, süt dişleri düşmeden, 5-6 yaş civarında çıkıyor ve en kolay çürüyen dişler bunlar diyebilirim. Bu yüzden bu yaş grubunda düzenli kontrol kritik önem taşıyor. Bence bu gözden kaçırılan en bariz hatalardan biri. Diş hekimliğinde kontroller sadece bir göz gezdirmek gibi değil, sorunlar bu kontrollerde tespit ediliyor ve çoğu zaman kolayca net çözümler üretebiliyoruz” ifadelerine yer verdi.
‘Bu Konuda İnternet Çok Yanlış Bilgilerle Dolu’
Diş Hekimi Tekin, ilk dişin çıkmasıyla birlikte ağız bakımının önemine dikkat çekerek; “Çocuğumuzun ilk dişi çıktığı anda bakım başlıyor. Anne ya da baba bu bakımı yapmalı. Biraz büyüyünce yetişkinler gibi diş fırçası ve diş ipi kullanmayı öğretmemiz gerekir. Kabaca 4 yaşına kadar ebeveynler tarafından ağız bakımı yapılmalı, 4-6 yaş arasında çocuğa rehberlik ederek birlikte diş fırçalama yapılmalı. 6 yaş itibarıyla diş fırçalama ve diş ipi kullanımını tıpkı yetişkinler gibi düzenli olarak yapmaları sağlanmalıdır. 4-6 yaşına kadar florürsüz macunlar kullanmak gerekiyor çünkü çocuk yutabiliyor. Bu konuda internet çok yanlış bilgilerle dolu. Florür yutulmadığı sürece dişler için çok faydalı. Dişleri sertleştiriyor ve çürümelerini engelliyor. Hatta başlamış çürükleri dahi durduruyor. Eğer yaşanılan bölgedeki su florür açısından aşırı yoğun değilse, florürlü diş macunu kullanımı olmazsa olmazdır. 20 yılı aşkın suredir yaptığım kontrollerde florurlü diş macunu kullanmadığı için , sadece çocuklarda değil birçok yetişkinde diş sorunları görüyorum. Çocuğumuz macunu yutmamayı öğrendiğinde florürlü macunları kullanmaya başlamak gerekiyor. Altı yaş civarında bir yetişkinden pek farklı olmayacak şekilde fırçalama ve diş ipi kullanımına başlamak gerek” değerlendirmesinde bulundu.
‘Daimi Dişler Çıkmaya Başladığında Diş İpi Kullanılmalı’
Diş Hekimi Tekin, ebeveynlerin yaptığı yaygın hatalara dikkat çekerek; “Öncelikle fırçalamayı eğlenceli hale getirmek gerek. Birlikte fırçalamak, sevdiği bir şarkıyı açmak, renkli fırçalar ve güzel aromalı macunlar tercih etmek işleri kolaylaştırır. Bazı çocuklar için diş hekiminden rehberlik almak da faydalı olabilir.E n dikkatimi çeken hata ebeveynler de yanlış bildikleri için çocuklarına yanlış öğrettiği konular. ‘Diş eti kanıyorsa fırçalamayı bırakmalıyız’ Yanlış. Tam tersi, düzenli fırçalamak diş etlerini iyileştirir. ‘Dişleri yumuşak fırçalamalıyız’ Yanlış. Doğru teknikle, yeterli baskıyla fırçalamak gerek. ‘Diş ipi çocuklara gerekmez’ Yanlış. Daimi dişler çıkmaya başladığında diş ipi kullanılmalı. Bunlar ve benzeri birçok hata yapıyoruz ve bunları çocuklarımıza da aktarıyoruz. Birkaç defa kontrole gidip doğruları öğrenmek çok yararlı oluyor. Ebeveyn olarak en çok dikkat etmemiz gereken nokta düzenli diş fırçalama ve çocuklarımıza güzel örnekler oluşturmak. Bir de şu var: Çocuklara dişlerini fırçalatırken kendimiz düzenli fırçalamıyorsak, boşuna uğraşıyoruz. Çünkü çocuklar, bizim ne yaptığımıza bakarak alışkanlık kazanır” bilgisini paylaştı.
‘Ağızda Yemek Sonrası Yiyecek Kalıntısı Bırakmamak Çok Önemli’
Diş sağlığı için doğru beslenme alışkanlıklarına değinen Diş Hekimi Tekin; “Çocuklarda diş sağlığını direk olumsuz etkileyen sağlıklı bir besin yok. Rafine şekerleri sağlığa zararlı olarak bu başlık altında görebiliriz ancak iyi bir bakımla diş sağlığına zarar vermeden aşırıya kaçmamak şartıyla tüketilebilir. Yoğun asitli içecekler, sirke limon gibi yüksek aşındırıcı gıdalar çok çok fazla tüketilirse mineyi yumuşatarak dişleri çürüğe yatkın hale getirebiliyor diyebiliriz. Geleneksel olarak elma, kavun ve peynir gibi besinler diş dostu olarak bilinir. Ancak modern araştırmalar, besinleri diş dostu veya zararlı diye ayırmaktan çok, ağız bakım alışkanlıklarının daha önemli olduğunu gösteriyor. Örneğin, sağlıklı bir diş bakım rutini olan birey, aşırıya kaçmamak kaydıyla her besini güvenle tüketebilir. Su tüketiminin önemi burada öne çıkıyor. Çocuklara, her fırsatta bol su içme alışkanlığını kazandırmak ve yemeklerden sonra ağızlarını çalkalamayı öğretmek, diş sağlığını korumada büyük fark yaratır. Ağızda yemek sonrası yiyecek kalıntısı bırakmamak çok önemli” dedi.
‘En sağlıklı Ve En Uzun Ömürlü Dişler Doğal Dişlerdir’
Dr. Gökhan Tekin, çocuklarda diş bakımı konusunda önemli olanın düzenli ağız bakımı ve doğru fırçalama alışkanlığı olduğunu vurgulayarak; “Diş hekimi kontrollerini aksatmayan bir çocukta, şeker tüketimi öyle kolayca çürüğe yol açmaz. Tabii ki aşırı şeker tüketimi genel sağlık açısından, özellikle karaciğer ve hormonal denge üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ama ölçülü olduğu sürece dişler açısından büyük bir tehdit oluşturmaz. Burada asıl önemli nokta şu; en sağlıklı ve en uzun ömürlü dişler, hiç restorasyon görmemiş, doğal dişlerdir. Bu yüzden koruyucu tedavilerle çürük oluşumunu önlemek çok kritik. Biberon çürüğü, özellikle geceleri süt, mama veya benzeri besinlerin dişlerle uzun süre temas etmesi sonucu mineyi zayıflatmasıyla oluşur. Zayıflayan mine, beyaz tebeşirimsi küçük noktalar şeklinde kendini gösterir ve bu aşamada tedavi edilebilir. Ama en önemlisi, bunların hiç oluşmamasını sağlamak. Bunun için: Biberon kullanımı mümkünse tamamen bırakılmalı. Ben kendi çocuklarımda hiç kullanmadım. Eğer biberon alışkanlığı varsa, en azından biri sadece su içeren ikinci bir biberon kullanılmalı. Süt veya mama sonrası su içirmek bir miktar koruma sağlar. Diş minesini güçlendirmek için diş hekiminde koruyucu tedaviler yaptırmak önemli. Diş hekimliğinde en ekonomik ve en kolay tedaviler, her zaman önleyici tedavilerdir. Önlem almak, tedavi etmekten her zaman daha kolaydır” diye konuştu.
‘Dişlerde Çapraşıklığı Önlemek İçin Önce Sebepleri Bilmek Gerekiyor’
Dişlerde çapraşıklık, hem estetik kaygılara yol açtığını ve ağız sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Diş Hekimi Gökhan Tekin; “Dişlerde çapraşıklığı önlemek için önce sebepleri bilmek gerekiyor. Çapraşıklık genellikle şu faktörlerden kaynaklanıyor; uzun süreli emzik ve biberon kullanımı. Yanlış yutkunma alışkanlığı. Ağız solunumu. Süt dişlerinin erken kaybedilmesi. Önlem olarak önce bunları yapmamak , engellemek gerekiyor. Bunlar dışında eğer genetik faktörler de devreye giriyorsa, bunu çocuğun henüz 6-8 yaşındayken tespit edebiliyoruz ve çoğu zaman basit önlemlerle ileride oluşabilecek çapraşıklıkları engelleyebiliyoruz. Çapraşıklık oluştuktan sonra da düzeltmek mümkün, ama süreç daha uzun ve zahmetli oluyor. Parmak emme, emzik/biberon kullanımı (anatomik emzik bile olsa) zamanla dişlerde bozukluklara yol açabilir. Ama sadece bunlar değil, şu alışkanlıklar da dişlerin yanlış konumlanmasına sebep olabilir; tek taraflı çiğneme, çeneye el koyarak oturma veya ders çalışma, hep aynı tarafa yatma, çocukların büyüme dönemleri (küçük yaş ve ergenlik dönemi) boyunca süreklilik gösteren kuvvetler, dişlerin yanlış yönlenmesine neden olabilir. Gün içinde 30-40 dakika süren bir alışkanlık belki sorun yaratmaz, ama birkaç saatten uzun süren tekrarlar gelişimi ciddi şekilde etkileyebilir” değerlendirmesini paylaştı.
‘Ortodontik Sorunları Erken Fark Etmek Çok Önemli’
Diş Hekimi Gökhan Tekin, ortodontik tedavinin ideal yaş aralıklarını ve erken müdahalenin önemine değinerek; “Ortodontik tedavinin başlangıç yaşı, sorunun türüne göre değişiyor,3-4 yaş gibi erken dönemlerde bazı çocuklarda yer tutucu veya dudak düzenleyici gibi önleyici tedaviler uygulanabiliyor. Çene ve iskelet yapısını düzeltmek için genellikle 6-9 yaş arası müdahale etmek gerekiyor. Çapraşıklıklar için yapılan klasik diş teli tedavileri genellikle 9-12 yaş arasında başlıyor. Ortodontik sorunları erken fark etmek çok önemli. Çünkü en başarılı ve en hızlı sonuçları erken dönemde alıyoruz. Yetişkinlerde de ortodontik tedaviler mümkün, ancak yaş ilerledikçe süreç daha uzun ve karmaşık hale gelebiliyor. Kesinlikle! Fissür örtücüler, flor uygulamaları gibi koruyucu tedavilerin yanı sıra erken dönem müdahaleleri de inanılmaz etkili. Düzenli diş hekimi kontrolüne giden ve koruyucu tedavileri ihmal edilmeyen çocuklarda neredeyse hiç diş sorunu oluşmuyor. Gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalar, 16 yaşına kadar düzenli koruyucu bakımları yapılan çocukların ya hiç çürük yaşamadığını ya da çok az ve kontrol altında çürük geliştirdiğini gösteriyor. Ayrıca bu süreç, çocuklara sağlık sorumluluğu kazandırmak açısından da büyük bir avantaj sağlıyor” ifadelerine yer verdi.
‘Dişinin Yerine Yeni Diş Gelir, Ama Bazen Gecikmeler Yaşanabilir’
Diş travmalarının, ani ve beklenmedik şekilde meydana geldiğini ve bu durumda doğru adımları atmak, dişi kurtarmanın açısından büyük önem taşıdığını belirten Diş Hekimi Gökhan Tekin; “Öncelikle panik yapmadan sakin kalmak önemli. İlk adımlar şunlar olmalı; travma bölgesini soğuk tutmak. Kanama varsa kontrol altına almak. Eğer kırılan veya çıkan bir diş parçası varsa, onu temiz bir sıvıya (su veya süt) koymak. Hemen bir diş hekimine veya hastaneye başvurmak. Diş hekimliği, teknolojiye en hızlı adapte olan alanlardan biri. Travma sonucu kırılan, çatlayan dişleri veya kemik hasarlarını neredeyse hiç hasar almamış gibi düzeltebiliyoruz. Ama tabii ki en güzeli, bu tür kazaların hiç yaşanmaması. En sağlıklı ve uzun ömürlü dişler doğal dişlerimiz. Genellikle 2-3 hafta içinde süt dişinin yerine yeni diş gelir, ama bazen gecikmeler yaşanabilir. Gecikme durumunda bir hekime görünmek gerekir. Çoğu zaman merak etmeyin diş geliyor yakında çıkar deriz, bazı durumlarda dişin çıkmasını engelleyen bir faktör olup olmadığını kontrol etmek gerekebiliyor. Erken teşhis burada çok önemli” şeklinde konuştu.